ASTRAL BEDEN;

ASTRAL BEDEN;
Astral bedenimizin titreşimi diğer bedenlere göre çok daha yüksektir ve algılanması da diğer bedenlere göre daha zordur. Evrensel enerjiler astral bedenimizden auramıza girerler ve burada bir değişime tabi tutularak zihinsel bedene aktarılırlar. Astral bedende ortaya çıkan bir sorun er geç daha alt bedenlere ve oradan da fiziksel bedene yansıyacaktır.
Astral beden kişinin bütün ile bağlantısını simgeler. Bütünle bağlantısı güçlü olan bir insanın ruhsal bedeni sağlıklı olacak ve evrensel enerjiyi en iyi şekilde alarak diğer katmanlara ulaştıracaktır. Bu evrensel enerji zihinsel katmanda bir değişimden geçecek, duygusal katmanda daha farklı bir yapıya bürünecek ve en son eterik bedenden chakralar vasıtasıyla fiziksel bedene geçerek kişinin yaşam enerjisi haline gelecektir. Ancak bunun için öncelikle astral bedenin sağlıklı olması gerekmektedir.
Astral bedenin genişliği kişinin ruhsal gelişimiyle doğru orantılıdır. Ruhsal olarak gelişmiş bir kişinin astral bedeni çok uzaklara ulaşabilir. Astral beden kendi yapısına en uygun olan enerjileri alır ve alt bedenlere iletir. Astral bedenin gelişimi ile alınan enerjinin kalitesinde de değişiklik olacaktır ve bu kişinin tüm yaşamını etkileyecektir.
Ruhsal açıdan gelişmiş olan insanların yanında huzur, sükunet hisleri duymamız ya da bu kişilerin şifa enerjisi dağıtmaları ruhsal bedenlerinin canlı, parlak ve güçlü olmasıyla ilişkilendirilir.
Uyanmış bir ruhsal bilincin aurası, kusursuz bir ovallikte kilometrelerce öteye yayılabilir. Ruhsal beden aracılığı ile içsel birlik ve bütünlüğü yaşarız. Yaratılışın temeli olan “İLAHİ” ile bütünleşiriz.
Bu düzleme ulaştığımızda, yaratılışta var olan her şeyin içinde olur, içine girebiliriz… Kişi, dünyevi, astral, zihinsel frekans düzlemlerin gerektirdiği bilinç evrelerini aşmış olsa bile, ölümsüz olan ruhsal beden dışındaki tüm bedenler zamanla, zaman düzleminde çözülürler…
Varoluşumuzun kaynağını, hedefini ve yaşamımızın amacını, yalnızca ruhsal beden yoluyla tanımlayabiliriz. Kendimizi onun titreşimlerine açtığımızda, yaşamımız yeni bir “NEFES” ile zenginleşir. Tüm eylemlerimiz, yüksek “BEN” likten doğar, ve yaşamımız, benliğin en yüksek ve doğal özellikleri olan “SEVGİ” “MUTLULUK” ve “BİLGİ” yi yani “HAKİKAT” i yansıtır.
Yaratılışımız, yaratılışın titreşim ve kanunları, renk ve şekilleri, koku ve sesleri ile sonsuz bir düzende yer alır, kendini gösterir. Bu sonsuz düzen içinde aslında ayrı olduğumuz, uzak olduğumuz hiçbir şey yoktur.
Varlığımızın “asl”ı,cevheri; varoluşun tümünü yaratan ve yayan, değişmeyen, zamansız ve mekansız, her yerde ve an’da bulunan “Mutlak” la bölünmez bir “BİR” lik içindedir. Varoluş doğası ve nedenine bağlı olarak bu saf, sınırsız varoluş, “SEVGİ” “HOŞGÖRÜ” ve “MUTLULUK” tur.
Bu gelişim içinde hiçbir zaman yok olamayacağımızı, ölümün sadece dış görüntünün değişimi olduğunu unuttuk. Korku, doğal ve kaçınılmaz bir şekilde büzülme, kasılma ve kramplara yol açar, bu da ayrılığı ve korkunun çeşitli biçimlerini besler. Bu yanlış algılama ve çevirimden kurtulup, ”BİR” lik duygusunu ve“ÖZ” lüğünü yeniden elde etmek, yeryüzündeki tüm inanç ve yolların temel amacıdır.
Chakralar, insan enerji sistemi içinde, korkudan doğan engellere en duyarlı enerji merkezleridir, buralarda oluşan bir aksama ve engel, enerji kanalları boyunca da yayılır, ”yaşam enerjileri”nin serbestce akıp, çeşitli bedenlerimize, “BİR” liğin bilincini yansıtmaları için gerekli enerjilerin sağlanmasını engeller.
Ayrılık, yalnız kalma, içsel boşluk duyguları, çeşitli kaygılar ve ölüm korkusu, yalnız kendi içliğimizde bulabileceğimizi, dış dünyada aramamıza neden olur. Bu durum,başkalarının sevgi ve takdirine, fiziksel ve düşünsel tutkularımıza, başarıya ve maddesel varlıklara bağımlılaşarak,”ASL”olanın sevgi ve takdirini unutmamızı sağlayarak, içimizdeki boşluğu bu arayışlarla doldurmaya çalışırız.
Hepimizin bir diğerinin parçası olduğunu,”BİR”in bütünlüğünde olduğumuzu, unuturuz. Yaratılan şeyleri ve çevremizdeki insanları seveceğimize, onları rakipler ve hatta düşmanlar olarak görürüz. Sonunda kendimizi korumamız, belli insanlar, koşullar ve bilgilerle karşı karşıya gelmememiz gerektiğini hissettiğimiz bir duruma ulaşırız. Ulaştığımız bu sonuçla, korku, kaygı, önyargılarla yalnızlaşıp bunalarak, chakralarımızın daha da büzülmelerine neden oluruz.
Çevremizdeki insanların ya da gurupların,t oplulukların, takdir ve onayına o kadar güçlü ihtiyaç hissediyoruzki, asıl kökümüzün, BİR’in, Bütün’ün, “YARADAN” ın, takdir, onay ve sevgisini unutarak, insanların, toplumun ve kendimizin yapay beklentilerine karşılık verebilmek için,yaşamımızı ve isteklerimizi bastırarak değiştirebiliyoruz. İçten gelen duygularımızı ve Evrensel olgu ve oluşların yönlendirmelerini bastırıyoruz.
Bunu yapabilmek için de, farkında olmadan chakralarımızı sıkıştırıyoruz, böylelikle söz konusu ilgili chakranın enerjisi tutulmuş oluyor. Enerjiler özgün biçimleriyle yayılmadıkları zaman bozulup, çıkmaya çalışırlar ve bir şekilde çıkarlar, güçlü ve genellikle olumsuz duygular ve aşırı bir aktivite ile dışarı verilirler.
Bireysel sistemimizde engellemeler sonucu bozulan ve giderek yoğunlaşarak bir patlama ile tekrar serbest hale gelen bu negatif enerji, enerjilerin yok olmaması ve serbest salınımından dolayı, var olduğumuz alanda aktivitesini sürdürür, kozmik alanı kaplayarak bir virüs gibi, diğer yaratılmış birimlere, insanlara sızmak ve bulaşmak üzere aktivitesine devam eder. Her şey aslına döner ilkesi gereği, o enerji tekrar tekrar çeşitli zamanlarda kendisini üreten reaktöre yani bireye geri dönüşler, saldırılar yapar.
Chakra engellemelerinde, giderek bozulan, yoğunlaşan bir negatif (-) YİN enerjisi, sistemdeki tüm enerjinin alıkonması şeklinde kendini gösterebilir. Sistemdeki enerji akışını tamamen durdurabilir, çünki enerjinin dolaşımı ve yukarı çıkması için sağlıklı dönüşümü ve paylaşımı için hiçbir olanak sağlanmamıştır.
Sonuç; yetersiz yaşam enerjisi ve zarar görmüş chakranın zayıflamasıdır. Engellenen ve bozulan chakra işlevlerinin sonuçları ve aşırı yüklenmenin etkileri,birey bütünlüğüne ve Evrensel bütünlük bazında diğer bireysel bütünlüklere verilen zarardır.
Bireydeki sıkışmalar, mikro düzeyden makro düzeye ulaşan patlamalar halinde kendini gösterirken, aynılık ve bütünlük esası gereği diğer birimlere yansıması ve reaksiyonel bir zincir oluşturarak, aktivitesini devam ettiren bir enerji akışı halini alır.

 
Bioenerji Antalya: 0507 818 11 11