Komşulukta Edep Görgü ve Nezaket...

Komşulukta Edep Görgü ve Nezaket
 
 
 KOMŞULARIMIZA KARŞI VAZİFELERİMİZ 
 
Aile ve akrabamızdan sonra bize en yakın olan komşularımızdır. Komşularımıza olan vazifelerimizin başlıcaları şunlardır: 
 
1. Komşulara el ve dil ile eziyet etmekten kaçınmalıdır. Evde gürültü yapmak, dökülen çöplerle komşuları zor durumda bırakmak, vb. Müslümanlıkla bağdaşmaz. 
"Peygamberimiz: "Allah'a ve ahiret gününe İman eden komşusuna eziyet etmesin buyurmuştur. (Sahihi Buhari) 
 
2. Komşusunu çaresizlik içinde gören kimse, onun yardımına koşmalıdır. Cenabı Hak bir ayeti kerimede komşuya iyilik edilmesini tavsiye etmektedir. (Nisa Suresi: 36) 
 
3. Komşunun evini, kendisinin bulunmadığı zamanlarda korumak, 
 
4. Komşuları zaman zaman ziyaret etmek, hastalandıklarında kendileriyle yakından ilgilenmek, 
 
Komşu hakkının önemini Peygamber Efendimiz şu hadisi şeriflerinden daha iyi anlamaktayız: 
 
"Cebrail, bana durmadan komşuya iyilik yapmayı tavsiye etti. Bu sıkı tavsiyeden, 
komşuyu komşuya mirasçı yapacağını zannettim. (Sahihi Buhari) 
 
Komşumuz Müslüman olmasa bile onlarla iyi geçinmek (örnek olmak), eziyet etmekten 
sakınmak, iyi davranışlar içinde bulunmalıyız. 
 
 
 
 
 
Komşu Komşunun Gönlüne Muhtaç
 
Yeryüzünün büyük bir bölümü komşuluğu unuttu Ama biz unutanlardan olmayalım Bir selam, bir tebessüm, bir geçmiş olsun, bir tebrik, bir teşekkür ile gönlüne, sevgisine her daim muhtaç olduğumuz insanları mutlu edelim
 
Komşuluk kalmalı… Komşuluk yaşamalı… Komşuluk hep var olmalı… Çünkü komşuluk, kendini aşmışlığın, yüreğindekini başkalarıyla da paylaşmışlığın, yani medenileşmenin en önemli göstergelerinden biridir
İnsan dünyevileştikçe, maddeyi esas alıp manayı bir yana ittikçe bencilleşiyor Bencil insan ise birçok güzellikle birlikte komşuluk ilişkilerini de âleminden siliyor
Bir emniyet müdürü dostum anlatmıştı:
Adam, dükkânının üstündeki dairede oturuyor Gece yarısı büyük bir gürültüyle uyanıyor Bir süre ne olduğunu anlamaya çalışıyor Alt kattaki dükkânlardan biri soyuluyor Ama anladığı kadarıyla bu kendi dükkânı değildir O halde uğraşmaya, dert etmeye, polisi haberdar etmeye gerek yoktur Çünkü soyulan kendisinin dükkânı değil, komşusununkidir
Ancak, sabahleyin soyulan dükkânın kendisininki olduğu ortaya çıkıyor
Emniyet müdürü, "Kardeşim koca dükkânı boşaltmışlar… Sen üst katta hiçbir şey duymadın mı?" deyince, bu adamcağız, gayet pişkin şu cevabı vermiş:
"Vallahi müdür bey, duydum gürültüyü de, ben komşunun dükkânını soyuyorlar sandım!"
 
"İyi komşu aileden"
Daha kısa bir zaman önce bu ülkede, komşuyu aileden bilen bir anlayış vardı Rahmetli Alasonyalı Hacı Cemal Hoca'nın deyimiyle, "İyi komşu aileden, kötü komşu gailedendi"
"Komşu komşunun külüne muhtaç" derdi atalarımız Birbirinin hem külüne, hem de her zaman gönlüne muhtaçtı aileler İyi günde, kötü günde birbirlerinin yanında ve yakınında olurlar, uzak bir yerlere gidecekleri vakit anahtarı komşuya bırakırlardı Komşu hem evin çiçekleriyle birlikte, müthiş bir insani güzelliği de sulayıp soldurmamış olurdu
O insani güzellik, güven duygusuydu Birbirinden emin olmaktı Çünkü onlar "emin" olan Muhammed'in (sav) ümmetiydi
Ve komşusundan emin olmak, Güzeller Güzeli'nin sünnetiydi… Buyurmuştu ki: "Komşusu açken, tok sabahlayan bizden değildir"
"Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ederse, komşusuna iyilik etsin"
Bir komşu, komşusunun şerrinden, kötülüğünden ve herhangi bir şekilde vereceği zarardan emin değilse, orada Müslümanlık'tan söz edilebilir mi?
 
Komşuya iyilik imandandır
Müslüman Allah'a teslim olmuş ve kendisine örnek olarak da Hz Muhammed'i (sav) almış olan adam demektir Adamlığı, insanlığı ondan öğrenmiş olan kişi demektir Eğer gerçekten öyleyse, komşusuna zarar vermesi asla mümkün olamaz demektir Zira şöyle buyurur Güzeller Güzeli:
"Komşuyu himaye, imanın kemalinden, komşuya zarar vermek de büyük günahlardandır"
"Komşusu zararlarından emin olmayan kimse, cennete giremez"
"Kim Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsa, komşusuna ihsanda (iyilikte) bulunsun"
Bir başka defa da, Güzeller Güzeli, tam üç kere, "Allah'a yemin olsun ki inanmamıştır" buyurdu
"Kim inanmamıştır, ey Allah'ın Resulü?" diye sorulunca da şöyle buyurmuştu:
"Komşusu zararlarından emin olmayan kimse…"
Atalarımız, bu inançtaki komşuları, "Ev alma, komşu al" sözleriyle çok önemsediklerini asırlardır göstermişlerdir
Ve yine bu sebeple, iyi komşu taşınınca, onun peşinden gitmişler ve mahallelerini değiştirmeyi tercih etmişlerdir
 
"Çorbandan komşuna gönder"
Şimdi gördüğümüz acı manzaralar, bu anlayışın neresine sığar Yalnız yaşayan komşu vefat ediyor, aradan günler geçip ceset kokuşunca, komşular durumdan haberdar oluyor
Hele de, şahidi olduğum şu hatıra hâlâ andıkça içimi sızlatır:
Apartmanın üçüncü katında kına gecesi yapılıyor Son katta ise bir cenaze var Cenazenin yakınları, üçüncü kattaki komşularına, oyuna ve eğlenceye iki saat ara vermelerini rica ediyorlar Ama komşu olamayan bu komşular, bu ricayı, hem de kaba bir üslupla geri çeviriyorlar Diyorlar ki:
"Tek evladımızın mürüvvetini görmek, bu münasebetle de biraz eğlenmek istiyoruz Ne yapalım yani, sizin baba da bugün ölmeseydi…"
Oysaki komşunun komşu üzerindeki haklarını Efendimiz (sav) ne kadar ayrıntılı açıklar:
"Komşu senden borç isteyince vermen, yardım dileyince yardım etmen, hastalanınca ziyaretine gitmen, muhtaç olunca ihtiyacını gidermen, fakirleşince yardımın…
"Bir hayra kavuşunca tebrikin, musibete uğrayınca, taziyede (teselli) bulunman, ölünce cenazesine katılman…
"İzni olmadıkça, binanı onun binasından daha yüksek yapıp, rüzgârına mani olmaman…
"Çorbandan, az da olsa, ona da göndermek suretiyle, tencerenin kokusuyla onu rahatsız etmemen…
"Bir meyve satın alınca, ona da hediye etmen… Eğer bunu yapmazsan, meyveyi evine göstermeden gizlice taşıman… Çocuğun da o meyveyi dışarı götürüp komşunun çocuğunu gayza (kızgınlığa) atmasın…"
 
Kimler komşudur?
Güzeller Güzeli'ne kimlerin komşu sayılacağı sorulduğu zaman da, "Sağa sola, öne arkaya 40 ev komşudur" buyurmuştur
"Komşudan geleni küçük görmeyin" tavsiyesi de ne kadar kibar ve incelikli bir anlayıştır…
Bir gün Hz Ali'ye bir komşusu gelir ve bir miktar ödünç para ister Allah'ın Arslanı, hemen bu isteği yerine getirir ve arkasından da, "Ben kötü komşu oldum, kötü komşu oldum" diyerek, büyük bir hüzünle gözyaşlarına boğulur
Cennet Hanımefendisi, Hz Fatıma ise, "Ey Ali, neden kötü komşu olasın ki… Komşu istedi, sen de hemen ihtiyacını verip onu sevindirdin" deyince, hepimizi sarsması gereken şu müthiş cevabı verir:
"Ey Fatıma, ben kötü komşu oldum… Çünkü komşunun ihtiyacını anlayamadım ve onu istemek zorunda bıraktım…"
Komşunun hali ile hallenmeyi ve daha o söylemeden derdini anlamayı bir yana bırakın, aynı binada oturanların dahi birbirini tanımadığı bir dünyaya geldik bizler Bu sebeple yeniden ve bir daha komşuluk hususunda da özümüze ve imanımızın gereğine dönmenin vaktidir
 
Komşuluğu unutanlardan olmayalım
Bu gerekliliğin ne kadar önemli ve olmazsa olmaz bir şart olduğunu Güzeller Güzeli çok net söyler:
"Hz Cebrail bana komşu hakkından o kadar aralıksız tavsiyede bulundu ki, komşu komşuya mirasçı olacak sandım"
Güzeller Güzeli, "Komşudan geleni küçük görmeyin" buyurarak, sevgi iletişimini daima sağlam ve sıcak tutmamızı tavsiye buyurmuştur
Eğer komşudan gelmiyorsa, siz onu küçücük bir şeyle de olsa hatırlayınız… Zira küçücük gördüğümüz vesilelerden büyük ve güzel neticeler çıkmaktadır Mesela bir selam, bir tebessüm, bir hal hatır soruş, bir geçmiş olsun, bir tebrik, bir teşekkür, bir özür beyanı, bir minik hediye…
Yeryüzünün büyük bir bölümü komşuluğu unuttu Kendi varlığını esas alıp, nefsaniyetinin çevresinde dönmeye başladı Biz ise, hâlâ, komşuluktan bir parça haberdarız Unutanlardan olmayalım Unutanlar, unutuluyor, un ufak olup dağılıyor ve bu dünyada yalnızlık ve sevgisizlik denilen cehennemin azatsız cezalıları haline geliyor
 
 
 
KOMŞULARIMIZA KARŞI GÖREVLERİMİZ
 
Yüce dinimiz İslâm, komşu haklarına büyük önem vermiştir. İslâm’ın komşu hakları hususundaki emir ve tavsiyelerine, başka sistemlerde rastlamak mümkün değildir. Komşu ile iyi geçinmek, iyi Müslüman olmanın alâmeti sayılmıştır.
Bu sebeple, kalbi imanla aydınlanmış, gönlü İslâm’ın güzellikleriyle bezenmiş olan her Müslümanın, yakından uzağa, bütün komşularına iyilik etmesi ve onlara hayırlı bir komşu olması gerekmektedir. Âile fertlerinden sonra, insanın en yakın çevresi komşularıdır. Müslüman, komşularıyla güzel geçinen, seven, sevilen, aranan ve onlara güven veren bir insandır. Çünkü, çevresine güven vermeyen bir insan, olgun bir mü’min olamaz. Konumuzla ilgili olan bir ayet-i kerimede, Cenab-ı Hak, şöyle buyuruyor:
“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve hizmetinizde bulunan kimselere iyilik edin”1
Peygamberimiz (s.a.s.) de, hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse, komşusuna iyilik etsin.”2
“Allah katında dostların en iyisi, arkadaşına iyi davranan; komşuların en iyisi de, komşusuna en iyi davranandır.”3
“Cebrail (a.s), bana komşuyu o kadar tavsiye etti ki, onu bana mirasçı yapacak zannettim.”4
Aziz Mü’minler!
Görülüyor ki, komşu hakları dinimizin üzerinde titizlikle durduğu bir konudur..
 
En yakın komşumuzdan başlamak suretiyle evimizin ve iş yerimizin civarında bulunan herkes komşumuzdur. Dolayısıyla her birisinin üzerimizde komşuluk hakları bulunmaktadır. Komşu ifadesi, inansın, inanmasın bütün komşuları içine almaktadır. Her Müslüman, en yakından başlamak üzere, bütün komşularına elinden gelen ilgiyi göstermelidir.
O halde Değerli Mü’minler, kendimiz için istediğimizi komşularımız için de istemeliyiz. Müslüman olmayan komşularımızı da gözetmeliyiz. Komşularımızla güzel geçinmeli, onları hiçbir şekilde rahatsız etmemeliyiz. Gizli sırlarını araştırmamalı, eksikliklerini gidermeye çalışmalı, sevinç ve kederlerine ortak olmalı, her hususta yardımlarına koşmalıyız.
Unutmayalım ki, olgun Müslüman, kimseye zararı dokunmayan, çevresine güven veren ve daima iyilik yapan kimsedir.
 
Bu itibarla, komşularımıza iyilik ve ikramda bulunmak, onlarla selamlaşmak, ziyaretlerine gitmek, yardımlarına koşmak, sevinçlerini ve kederlerini birlikte paylaşmak, güler yüzlü davranmak, hediyeleşmek, düğün ve derneklerine katılmak, cenazelerine iştirak etmek, başsağlığı dilemek, onlara zarar verecek hareketlerden sakınmak, ayıp ve kusurlarını araştırmamak, ihtiyaçlarını gidermeye çalışmak, komşularımıza karşı başlıca görevlerimizdir
 
 
1 Nisa, 4/36.
2 Buhari ve Müslim.
3 et-Tac, c.5.
4 Buhari ve Müslim.
 
 
Ne demiş atalarımız ev alma komşu al.peygamberimiz de zaten komşusu açken rahat uyuyan bizden değildir diyor. komşuluk çok önemli..
evet cok doğru  ev alma komsu al..toplumda hele hele su devirde komşuluk cok önemli.. 
 
 
KOMŞU HAKLARI
 
 
 
Toplum halinde yaşayan insanın bu yaşamında komşularının büyük önemi vardır. Başkalarıyla hayatı paylaşan,kendini güvende hisseden kimse daha mutlu olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) iyi komşuya sahip olmayı kişinin dünya saadeti arasında sayar . Atalarımız “ev alma komşu al”, “komşu komşunun külüne muhtaçtır” derken komşunun ne denli önemli olduğunu vurgulamışlardır. İyi komşu aramak elbette önemlidir. Ancak iyi komşu olabilmek daha da önemlidir. 
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim de “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez” buyurmak suretiyle öncelikle iyi komşu olmayı emreder. 
 
Toplum hayatında huzurlu ve mutlu yaşayabilmek için uyulması gerekli kurallar vardır. Bu kurallara uymak hem hukuki bir yükümlülük hem de dini ve ahlâki bir görevdir. Bu anlamda komşularımızla iyi geçinmek, onları rahatsız etmemek ve onlara sıkıntı vermekten sakınmak, iyi bir komşu olmanın en önemli şartıdır. Bu sebepten Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse, komşusuna iyilik etsin” buyurmuşlardır.
Komşularımıza zarar vermekten kaçınmak güzel bir davranış olmakla beraber, hayırlı bir komşu olmak için “Komşunun hayırlısı komşusuna faydalı olanıdır” düsturuyla hareket edilmelidir. Çevremize baktığımızda sevilen sayılan hatta, ölümünden sonra da rahmetle yad edilenlerin, komşularıyla iyi geçinen kimseler olduğunu görürüz.
 
Komşularımızdan bir kısmı hoşlanmadığımız davranışlar içinde bulunabilirler. Bu durumda onlara düşmanlık beslemek yerine onlardan gelen sıkıntılara mümkün olduğunca sabretmek, iyi niyet ve olgunlukla problemleri düzeltmeye çalışmak, şüphesiz daha doğru bir davranış olacaktır. Rabbimiz bu hususta bize şu tavsiyede bulunur: “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde sav. O zaman aranızda düşmanlık bulunan kimse sanki samimi bir dost gibi oluverir.” 
Dinimizin üzerinde hassasiyetle durduğu komşularımıza karşı en temel görevlerimizi şöyle sıralamak mümkündür. Hastalandığında ziyaretine gitmek, borç istediğinde yardımcı olmak, darda kaldığında yardımına koşmak, bir nimete kavuştuğunda tebrik etmek, başına bir musibet geldiğinde teselli etmek ve öldüğünde cenazesinde bulunmaktır. Ayrıca bunlara selamlaşmak, halini hatırını sormak, hediyeleşmek, ikramda bulunmak, ziyaretleş-mek gibi pek çok gönül alıcı davranışı da ekleyebiliriz. 
 
Kâinatın Efendisinin (sav):, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” , "Cebrail (a.s) bana komşuyu o kadar tavsiye etti ki, onu mirasçı kılacak zannettim" , "Komşuları şerrinden ve kötülüklerinden emin olmayan kimse, iman etmiş olamaz" hadisi şeriflerini kendimize rehber edinelim.
 
HAVAS İLMİ ANTALYA:
0507 818 11 11