DUA

PİSİKOFİZYOLOJİK SEBEPLERİ VE SONUÇLARI OLAN DUA
Dua derin muhtevası hiç akla getirilmeden zamanın akışı içinde iyice örselenmiş yoksullaştırılmış kuru bir kavram halindedir hayatımızda.
Yalın çağırma,isteme anlamlarının ötesinde dua ,kulluk espirisi içinde Allah ın Rablık ve İlahlık hakikatine en köklü bir sığınma hadisesidir.

Var oluşu,varlıkların Mülkünü ve Melikini kendi Kudretinde tutan Allah’a, kula yarışır bir tarzda insanca bir maruzattır.müfessir Razi’nin de sözlü olarak dile geiırdiği gibi”kulun Rabbinden ilgi talebi,yardımını istemesi,O’na daima muhtaç olduğunu dile getirmesi,O lütfetmedikçe Kudret ve Kuvvetten mahrum olduğunun bir itirafıdır.”der

Dua insanın varlık karakterinin tabi bir parçasıdır.dua da kendi insani tabiatının temel yapısından kaynaklanan bir eylem,bir yöneliştir.dua insanın yemek,içmek,büyümek,üremek,çoğalmak gibi boyutlarına ilave bir dördüncü boyutudur;insanı tamamlayan boyut..dua ile insan ruh ve fıtratında meydana gelen derin ve köklü etki sebebiyle artık içiıne sığamayaçağı çevre ve kalıtım elbiselerini aşan bir olgunluğa ulaşır,metafizik realitenin bilinçine girer.

Dua ruhumuzun manevi bir aleme doğru çekilişi,gerilimidir.Dua insanlık ruhunun o büyük ruhani merkeze,evrenin sırlarla yüklü dünyasına uçuşudur.Duayı,asıl geldiğimiz yer ile bizim aramızda doğal bir bağlantı kurucu olarak idrak etmek ve onu,varlığımızın oluşumunda etkin olan herhangi bir faliyetimiz gibi kabul etmek zorundayız.bu itibarla duayı ruhun Allah’a doğru yükselişi diyebiliriz.Dua,aynı zamanda dua eden ile kendisine dua edilen varlık arasındaki ilişkinin mahiyetini de belirler.Dua eden kimse kendi sınırlı gücünün ötesindeki güç kaynağınla münasebet kurmuştur ve sarsılmaz bir güvene sahiptir.sınırlı varlık olan insan Kadir-i Mutlak-ı imdada çağırışıdır.

Hz.Muhammed(sav) duayı çok özlü biçimde tanımlamış,dua-ibadet olaylarının iç-içeliğini veciz bir biçimde ortaya koymuştur.buna göre dua genel ve kapsayıcı bir olgu olan”ibadet”alanına dahildir.Kulluğu arzediş yollarından en mahremi,en dolaysızı,Rab’la insan arasındaki en hür ve en kısa yoldur.bütün ibadetlerin özü,onları besleyip hedefine ve zirveye ulaştıran ilk,ibadetin tahakkuk ettiği en bilinçli ve kulluğun en gerilimli süreci..öyleyse duasında,kendini kul olarak teshir ve Rab olarak Allah’tan şevkle isteme bilincine ulaşılmamış ibadetler,muhtevadan,manevi dinamikten yoksun jestler toplamına dönüşeçektir.

Duanın cevabını alma konusunda ise,ferd sabırsız davranabilir.beklentilerinin birden karşılanmasını isteyebilir.kendisini”Hakim”ismiyle niteleyen Varlık ise ,kimi kez dolaysız kimi kez de kul tarafından sezilemeyen yada beşeri ilişkiler karmaşasında dikkat çekmeyecek biçimde cevabını insanın dünyasına iletir.Allah’tan başka herşeyden mutlak tahliye ,ondan sonra da nefsani,ruhani sınırsız bir hürriyet ile ona teveccüh…tüm güçle yanıp dopdolu bir istek ve arzuyla,takatin doruğuna kadar istemeli…

Duanın sonradan kazanılmış tarafını gösteren jestler,malzeme ve muhteva ,inaçtan inanca ve kültürden kültüre değişkenlik ediyorsa da muhtelif dua şekillerinin müşterek yanı doğuştan ve fıtri bir reflekse,insanın temel niteliğine ait bir ruhi potansiyele tanıklık etmeleridir.bundan ötürü “şartlı refleks”ile insana ait aslı bir karakter olan “şartsız refleks”birbirinden ayrı düşünmek lazım.zira dua olarak belirttiğimiz bu şartsız refleks öğrenim ve şartlandırılma öncesine ait olup,yapısal bir özelliktir.bu tepki türünü herkeste bulabileceğimizi ümit etmemiz,işte buradan kaynaklanıyor.deneysel olarak katileşmesede diyebiliriz ki bir inacsız,evet o bile bir dua tecrübesine sahiptir.şahsi tanrı veya ferdileştirilmiş diyer tabiat üstü güçlerin varlığına inanmaksızın bir dua eylemine kendini vermiş olması mümkündür.Ki bunun örneğini ister inaçlı ister inancsız olsun hastalık veya ölüm anındaki yakarışlardan anlayabiliriz.

İnsanın özünü ilgilendiren özelliklerinden olan ve hayatın akışında kesinlikle yer alması gereken dua hissi,akli ve içtimai baskı unsurlarıyla engellenmeye çalışılsada,zayıf anlarda daima ortaya çıkar yada bir fıtri ihtıyaç,kimi kez objesini değiştirerek,varlığını sürdürür.çok sık olarak bir sıkıntı anında,acizlik veya hastalık durumunda meydana gelmesi,yine bir tehlikeye veya bir suçluluk hissine cevap olmasına bakarak denilebilirki,bu gibi durumlarda meydana gelen şeylere karşı koymak için normal şuur yetersizdir.
Bilhassa güçsüzlerin hastaların veya yaşlıların yaptığıdır diyerek,duayı hor görmek yerine normal şuur güçlerinin aciz kaldığı durumlarda insana hayran olunacak bir güç ve kuvvet verdiği için ona hayranlık duymak gerek.

Dua kusursuz yapıldığında şuur düzeyinin yükselmesine ve idrak kapasitesinin keskinleşmesine imkan verir.incelemelerimize göre duada vücud ısısnın yükselmesi bize duanın nasıl hissi idreklerin değişmesini tahrik ettığini ve genel bir tarzda bireyin dünyayla olan ilişkisini ve dünyaya dair intibalarını değişime uğrattığını anlamamıza imkan verir.bu sebeple derin varlığın ortaya çıkışı, normal bilince hep yabancı kalan ve varoluşun aynı çekirdeğinin evrenine çok yakın olduğu gibi,yine bu varoluşun zamanın ve mekanın bozucu kategorilerinde donuklaşmış vizyonundan çok uzak olan alemlerin niteliklerini kavramaya imkan verir.bu değişiklik duanın sinir sistemi ve daha özel olarak da”sympathique”sinir sistemi üzerinde meydana getirdiği etkiye dikkat çeker.duanın çıkış noktası beyincik”cervelet”bölgesinde olduğu zannolunan,geçtiği yol ise,omurgalar vasıtasıyla dış sinir uçlarına kadar uzanabilecek olan sinirsel dalgalar meydana getirmeye elverişli olduğunu,inkar edilemez bir biçimde bizlere subjektif tecrübe olarak göstermektedir.

Tüyleri harekete geçirici,genel olarak “ürperti-chair de poule”diye isimlendirilen bu refleks,sinir dokusu tarafından tahrik edilerek kah kısmı kah genel bir büzülmesinden ibarettir.bilhassa merkezi açıdan incelenmiş ve onun ençok soğuk,korku bazı şeylerin bunaltması,vs.dış uyarılarla,duygusal ve estetik hisler tarafından meydana getirildiği belirtilmiştir.bununla birlikte merkezi uyarılar tarafından ,hariçi uyarılar hayali tasavvurlar ilede tahrik olduğu anlaşılmıştır.duanın tüyleri harekete geçiren refleksi vücudun bütün yüzeyinde görülmesi ayrıca ilginçtir.

Gelelim bir fert tarafından değilde bir grup,bir cemaat,bir topluluk tarafından sözlü ve ritmik bir duada neler olduğuna enerji yüklü bu merkezin ışınları içinden geçen herşey,onun dalgaları tarafından çarpılır.şuuru,dua eden topluluğun imanına yabancı,ama kendi kollektif ruhuna bağlı olan bir fert ansızın bu imanın uyandığını ve kendisini etkilediğini hisseder.o yüzlerce veya binlerce dille konuşur veya binlerce kolla hareket eder.kendi gerçek kimliği ve hüviyeti içinde onları aşmak için içine gömülü bulunduğu şuurlar kalabalığından sıyrılıp çıkar.o zaman engeller farklılıklar ve ayrılıklar silinip kaybolduğu yada belirsizleştiği için onun sınırsız kuvveti direnç noktalarına yayılır.
işte o zaman en katı kalbler erir,felçliler yürür,işitme engelliler işitir ve görme engelliler görür.

  eldekisifa.com

 

MEHMET HOCA:05078181111