Rızık Ecel Tevekkül ve Çalışmak Kavramları

Rızık Ecel Tevekkül ve Çalışmak Kavramları

 

Canlıların yiyip içtiği ve faydalandığı şeylere rızık denir. Bütün canlı varlıkların rızkını veren Allah'tır. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

"Yer yüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah'a aittir."

Allah herkesin rızkını takdir etmiş, belirlemiştir. Ancak rızkı arayıp bulmak insana aittir. İnsanın görevi Allah'ın emirlerine uygun oalrak helal yollardan kazanmaktır. İnsan rızkını nasıl isterse Allah onu verir. Rızkını kazanırken iradesini kötüye kullanan ve haram yiyen bunun cezasını görür.

ECEL

İnsanı yoktan var eden, yaşatan Allah, insanın ne kadar yaşayacağını da takdir etmiştir. ömür, insanın doğumundan ölümüne kadar geçen sınırlı zamandır. Ecel, ölümün bittiği, dünya hayatının sona erdiği vakittir.

Herkesin ne kadar yaşayacağını, ne zaman, nerede ve nasıl öleceğini Allah takdir etmiştir. Ölüm sebepleri ne olursa olsun, ecel birdir, değişmez. Ecel denilen belirli bir vakte gelince insan ölür, ecelin değişmeyeceği yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildiriyor: "Artık onların eceli gelince onu ne bir saat geciktirebilirler, ne de öne alabilirler." Nahl Suresi 61. Ayet

Bize düşen görev, sağlığımızı korumak, hayatımızı tehlikeye düşürecek şeylerden sakınmak, sınırlı olan dünyadaki zamanımızı boşa geçirmemek, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalışmaktır.

İnsan, ömrünün ne zaman biteceğini, ecelinin ne zaman geleceğini bilemediği için görevlerini vaktinde yapmalı, geleceğe bırakmamalıdır.

TEVEKKÜL VE ÇALIŞMAK

Tevekkül, yapacağımız herhangibir iş için bütün gücümüzle çalışıp elemizden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah'tan beklemektir. Bunu bir misal ile açıklayacak olursak:
Tarlasından iyi bir ürün almak isteyen bir çiftçi; önce tarlayı güzelce sürüp tohumu eker, gübresini atar, gerekirse sulamasını da yapar. Ekinin zararlılardan korunması için her türlü tedbiri de aldıktan sonra gerisini Allah'a bırakır. O'na güvenir. Çünkü çiftçi, elinden geleni yapmıştır. Artık ekinin büyümesi ve ürün vermesi için Allah'a güvenecek, sonucu O'ndan bekleyecektir.Gerçek tevekkül budur.

Yoksa hiç çalışmadan bir işin oluvermesini istemek ve sonucunu Allah'tan beklemek, tevekkül değildir. Müslümana yakışmayan yanlış bir düşüncedir.

Devesini dışarda bağlamayıp salıveren ve Allah'a tevekkül ettim diyen bir kişiye Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurdu: "Önce deveni bağla, sonra tevekkül et." Peygamberimizin bu mübarek sözlerinden anlaşılıyor ki müslüman önce elinden geleni yapacak, sonra Allah'a tevekkül edecektir.

Namaz kılmak, oruç tutmak nasıl bir dini görev ise, geçimini sağlamak için çalışıp kazanmak da ibadet değeri taşıyan bir görevdir.

Yüce Allah : "Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah'ın fazlından nasibinizi arayın." Cuma Suresi 10. Ayet buyurmuştur.

Sevgili Peygamberimiz de : Helal kazanç aramanın farz olduğunu bildirmiştir. Hz. Ömer şöyle demiştir. "Hiç biriniz rızkını aramaktan vazgeçip Allah'ın bana rızık ver demesin, biliyorsunuz ki, gökten ne altın yağar ne de gümüş." Şerhu aynil İlim s46

Görülüyor ki, çalışmak dinimizin emri, müslümanın görevidir. Bir işi başarmak için önce elimizden geleni yapacağız, bütün gücümüzle çalışacağız. Sonra bizi başarıya ulaştırmasını Allah'tan bekleyeceğiz, O'na güveneceğiz....

HAVAS İLMİ ANTALYA: 0507 818 11 11