Depresyon nedir?

Doğru tedavi doğru teşhisten geçer, depresyon hakkında bilmeniz gereken ilk şey; depresyon bir hastalık değildir. Nedir depresyon o zaman? Depresyonu daha iyi anlamanız için size bir soru soralım; üzüntü nedir? Üzüntüyü siz nasıl tanımlıyorsanız depresyonda o dur. Siz üzüntülü olduğunuz anları bir hastalık olarak mı görüyorsunuz, yoksa yaşadığınız dünyevi sıkıntının ruhsal boyutunuza bir yansıması olarak mı? Bu soruyu kendiniz için cevaplarsanız, depresyonun ne olduğunu çözersiniz. Açıklayalım; eğer yaşadığınız hayat sıkıntıları bir kaç aydan daha fazla uzun sürer ve mutlu-günler, sıkıntılı-günler dengesinde sıkıntılı-günler daha ağır basmaya başlarsa ve ufukta bir çıkışta görünmüyorsa o zaman ruhani haliniz bir ümitsizliğe, bir bunalıma kapılır; işte o anki ruh halinize depresyon denilir. Sıkıntılı günleriniz bir kaç gün sürerse buna üzüntü denir ama sıkıntılı günleriniz bir kaç haftadan daha uzun sürer ve sıkıntılarınızın sonu görünmezse, o ruh halinize depresyon denilir. Depresyon, üzüntü halinizin bir basamak üstüdür. Nasıl mutlu günleriniz ruhani boyutunuza yansıyor, sizi neşelendiriyor, mutlu ediyor ve o haliniz hastalık olarak görülmüyorsa, sıkıntılı günlerin ruhani boyuta yansımasıda bir hastalık olarak görülmez.

Depresyon; hayatta maddi, manevi bazı sıkıntılar yaşayan bir aklın negatif düşünce yoğunluğuna girmesidir. Depresyon düşünce boyutunda gerçekleşen bir rahatsızlık olduğu için bunun çözümü asla ilaçlar ile gerçekleşemez. Tedavi nasıl yapılmalı? O kişiyi mutsuz eden ne ise, o sıkıntıyı ortadan kaldırdığınız an hastayıda tedavi etmiş olursunuz, bu kadar basit! Örneğin; o kişinin borçları mı var, borçlarına çözüm üretmelisiniz; o kişi evde şiddete mi maruz kalıyor, o şiddeti durdurmanın yollarını aramalısınız. Tedavi o kişinin sorunlarına çözüm bulmaktan geçer, tedavi o kişinin beyinini ilaçlar ile tecavüz edip onu duygulardan yoksun, çevresini algılamakta zorluk çeken bir robota dönüştürmekten değil.

Beyin neden negatif düşünce yoğunluğuna girer?

Eğer akıl kendisini istemediği bir hayat koşulunda bulur ve nice çabalara rağmen koşulları değiştiremezse o zaman akıl bu şartlar altındaki bir yaşamı reddeder. Akıl kendisini köşeye sıkıştırılmış bir çıkmazda bulur ve negatif düşünce üretimine girer. Örneğin; nasıl kredi kartına borçlanabildim veya nasıl oldu da o kişiye kandım gibi kendisini özeleştiri topuna tutar. Eğer yaşadığınız sıkıntıları kısa bir süre içinde atlatabilirseniz, o zaman hayatınızın o dönemini sadece hayatın bir zorluğu olarak görür ve hayatınıza devam edersiniz. Ama yaşadığınız olaylar ayları, yılları bulur ve ufukta bir çıkış yoluda görünmezse, o zaman akıl kendisini bir çıkmazda bulur ve bu düşünce çıkmazınada depresyon denilir.

Hangi çıkmazlar beyini depresyona sürükler?

Hayatınızın farklı bölümlerinde vermiş olduğunuz kararlar ile kendinizi bir köşeye, bir çıkmaza itebilirsiniz. Bunun çok örnekleri var; yanlış kişi ile evlenirsiniz ve bundan bir çıkış yolu bulamazsınız veya borç altına girersiniz ve bunun altından nasıl kalkabileceğinizi bilemezsiniz. Kısacası akıl bir çıkmazdadır ve bulunduğu ortamdan nasıl uzaklaşacağını veya o ortamı nasıl değiştireceğini bilemez. Bulunduğunuz ortam sizin istekleriniz doğrultusunda değişmiyor ve ufukta da değişmeye yönelik her hangi bir kıpırdanma görünmüyorsa, o zaman akıl bu şartlar altındaki bir yaşamı reddeder ve beyinde negatif düşünceler oluşmaya başlar ve ümitleriniz tükendikçe, bu olumsuz düşünce yoğunluğu artar. Kısa bir özet; uzun süre devam eden negatif düşünce yoğunluğuna ve çıkış yolu gözükmeyen ortamlarda oluşan düşüncelere depresyon denilir. Bu negatif düşünce yoğunluğunu beyinin kendisine yönelik bir özeleştirisi olarakta görebilirsiniz.

Depresyon ile bedendeki hastalıklar arasındaki bağlantı nedir?

Depresyon bedeninizdeki hücreleri iki şekilde etkiler: birincisi hastalıklara sebep verir, ikincisi var olan hastalıkları yüzeye çıkarır (alevlendirir, uyar halden akut hale dönüştürür). Beyninizde ürettiğiniz her düşünce bir enerji kıvılcımı oluşturur. Olumlu düşünceler uzun dalga boyutunu alır, sinir ve öfke krizleri ise yüksek gerilim, kısa frekans halini. Bu elektromanyetil dalgalar oluştuğu an çevrenize yayılır ve toprağa yönelir. Toprağın özelliği; toprak yoğun artı ve eksi yüklü mineral değerine sahip, çok güçlü bir vakuum cihazı gibi kendi üzerinde yürüyen, kendisi ile temasa geçen herşeyin elektronlarını kendisine çeker. Depresyonda yaşadığımız sıkıntı şurada; beyin ile toprak arasında bir mesafe, yani organlarınız bulunur. Beyinde oluşan akımlar eğer toprağa ulaşmak istiyorsa organlarınızın içinden geçmek zorunda, depresyon ve hastalıklar arasındaki bağlantı bu. Eğer düşünceleriniz olumlu ise organlarınıza şifa niteliğini taşıyan akımlar yönlendirmiş olursunuz ama sürekli olumsuz düşünür, organlarınızı bu kısa frekans akımlarına tabi tutarsanız, organlarınız bir gün bunun altında iflas eder. Örneğin; evinizde elektrikler kesilir ve tekrar açılırsa, bu açılıp kapanmalar elektronik cihazlarınıza zarar verir çünkü elektrikler tekrar geldiğinde yüksek voltaj da gelir ve cihazlarınızın elektronik düzenini bozar. Cihazlarınızın bazısı kalitelidir ve bu yüksek gerilimli gel-gitmeleri kaldırır ama bazıları ucuz kalitedir ve o akımların altında iflas eder. Beyinde yaşadığınız duygu patlamaları, öfke krizleride elektronik cihazlarda olduğu gibi organlarınızı iflas eşiğine getirir. Organlarınızın kalitesini yani hangisinin ilk iflas edeceğini genetiğiniz ve hayatınızda o organı ne kadar yıprattığınız belirler. Bazıların genetiğinde şeker vardır, o kişilerin zayıf noktası pankreas olur ve bu akımlardan ilk orası etkilenir ve o kişi şeker hastalığına yakalanır, bazılarının zayıf noktası mideleridir ve mide ülserine kapılır, bazılarında guatr vb. Depresyon ile hastalıklar arasındaki bağlantı budur.

Depresyonun beden üzerindeki ikinci etkisi; depresyon var olan sıkıntıları yüzeye çıkarır. Negatif duygu yoğunluğunuz bir hastalığa sebep verecek yoğunlukta veya süreklilikte olmayabilir ama o kısa dönem yaşadığınız sıkıntı var olan rahatsızlıklarınızı yüzeye çıkarması için yeterli olur. Örneğin; bedeninizi her yeri kapalı bir kazan olarak düşünün ve içindeki hararetin (elektromanyetik basıncın) arttığını varsayın, bu basınç arttıkça kendisini içeriğe hapseden kabuğunu zorlar ve o kabuğun en zayıf noktasından kendisini dışa atar. Bu zayıf halkalar bazılarında dudakların bir noktası olur ve depresyona girdikleri her defasında o elektromanyetik basınç o noktada bir uçuk halinde yüzeye çıkar, bazılarında ise baş ağrıları veya romatizma türü eklem şikayetleri olur ve onlar depresyona girdiğinde o bölgelerdeki şikayetleri tekrar alevlenir. Vücudunuzun hangi bölgesinde bir rahatsızlık varsa (zayıf halkanız) depresyon kendisini ilk önce o noktadan dışa atar (o bölgedeki şikâyetleriniz artar).

Not: Amerika Birleşik Devletleri, UCLA Üniversitesi San Fransisco kampüsü Psikiyatri bölümü bilim adamları Yoga gibi egzersizlerin ruhsal bedeni nasıl rahatlattığını araştırır ve araştırmanın sonucunda şu tespit yapılır; düşünceler, soyut elektromanyetik bir kavram olarak beyinde var olur, yoga esnasında üretilen ses dalgaları sayesinde de bu soyut elektromanyetik oluşumların bedenden uzaklaştırıldığı anlaşılır. Yani bizler beyinde oluşan düşünceleri dile dökerek beyindeki birikimleri boşaltabiliriz; biriyle konuştuğumuzda rahatlamamızın altındaki sebepte bu. Namaz kılarken Ayetleri sesli (kendimizin duyacak ses tonunda) okumamızın altında yatan nedenlerdende birisi bu! Egzersiz yapmanında böyle bir etkisi bulunur, egzersiz bedenimizdeki elektromanyetik oluşumları dışa yönlendirir, organlarımızın zarar görmesini engeller. Negatif düşünce yoğunluğuna girdiğiniz an egzersiz yapın, hareket içinde olan kaslarınız düşünceden kaynaklanan elektromanyetik akımları bedeninizin içinden dışa yönlendirir, bedeninizi deşarj eder. Su'da da elektromanyetik akımları deşarj etme özelliği bulunur, bunalımda olduğunuz dönemlerde bol, bol banyo yapın, suya girin. Burada toprağı anmaya ihtiyaç duymuyoruz çünkü toprağın deşarj edici özelliklerini hepimiz bilmekteyiz.

Psikiyatri ne zaman devreye girer?

Hayat şartları aklı bir çıkmaza sürüklediğinde akıl kendisine çözüm yolları üretilmesini talep eder. İnsan çoğu zaman kendi çözümünü bulmakta zorlanır. Sorunlarımızın çözümü çoğu zaman gözümüzün önünde olabilir ama onları göremeye biliriz. Olaylara dışarıdan bakan birisi, bizler için daha sağlıklı kararlar verebilir. Ayrıca eğitimsizliğimiz veya hayat tecrübesi eksikliğimiz yaşadığımız sorunlara çözüm yolu bulmamızı zorlaştırır. Zaten o hayat tecrübelerine ve bilgiye sahip olmuş olsaydık, kendimizi bu çıkmazlara itecek kararları vermezdik. Psikiyatri burada devreye girer, siz bu alanda tecrübe sahibi olan ve bu alanda eğitime sahip olan insanları arayıp, onlara danışmalısınız. Sizin bir türlü çıkış yolu üretemediğiniz olaylara, onlar bilgi ve becerileri ile nice çıkış alternatifleri sunabilir. Psikiyatri uzmanları bunun için eğitim alır. Sayın okurlarımız danışmak kendiliğiyle bir erdemliktir; “ben kendi başıma bu işin altından kalkamadım”, demek ve başkalarına başvurmak sizi küçültmez tam aksine sizi yüceltir.

Psikiyatri ile yaşadığımız sıkıntı

Depresyonu bir negatif düşünce yoğunluğu olarak tanımlarsak ve bu olumsuz düşüncelerin çıkışı olmayan ortamlara girdiğiniz an oluştuğunu göz önünde bulundurursak, sizin tedaviniz sizi bu karanlıktan aydınlığa taşıyacak rehberler üzerinden geçer. Türkiyede yaşadığımız sıkıntının kaynağına inmeden Psikiyatri uzmanlığın tanımını size yapalım; psikiyatri uzmanları birer rehberdir, sıkıntılı dönemlerinizde sizi yalnız bırakmayan, size o zor günlerde çözüm yolları sunan dostlar. Psikiyatri uzmanları sizi bunalıma sokan hayat şartlarını araştıran bir hekim, sıkıntılarınıza çözüm yolu sunan bir rehber, sizi bu süreci atlatmanızda motive eden bir motivasyon uzmanı, sıkıştığınız an içinizi dökebileceğiniz bir dosttur. Siz Türkiye’de bu profile uyan bir psikiyatri uzmanı ile karşılaştınız mı? Maalesef hayır, işte yaşadığımız sıkıntı burada!

Çözüm; devletin bütün kurumları birlikte çalışmalı

Hayat şartları size sıkıntıya soktuğu an, o anki düşünce yoğunluğuna depresyon denilir, depresyonu gidermekte o sıkıntıları gidermekten geçer. Örneğin; bir bayan evde şiddete uğruyorsa ve buda o bayanı depresyona soktuysa, o zaman o bayanın depresyon kaynağı evdeki şiddettir. Siz o bayanı o ortamdan uzaklaştırmadığınız müddet onun tedavisini yapamazsınız. Bu tür hastalar hekime çıktığı an, hekimler sıkıntının kaynağını tespit ettikten sonra devletin diğer kurumlarını devreye sokmalı. Depresyon içinde bulunan hastaların ciddi hayat sorunları var; lütfen hastaların beyinlerini poşet dolu ilaçlar ile uyuşturmayı bırakın, onların hayat sorunlarına nasıl çözüm bulabiliriz soruları üzerinde durun!

İlaçlar ne zaman devreye girer?

İlaçlar ne zaman verilir? Eğer hastalık kendisine veya çevresine zarar verebilecek boyuta geldiyse o zaman o hastaya ilaç tedavisi uygulanıp, sakinleştirilir. Bu acil bir durum ve acil bir müdahale gerektirir. Biz ilaçlara karşı değiliz, biz sadece ilaçların sıkıntının kaynağı bilinmeden rastgele yazılışına ve sorumsuzca yazılışına karşıyız. Eğer bir hekim ofisine gelen her hastanın yaşına bakmaksızın, sıkıntısına kulak vermeden, sorunun kaynağını tespit etmeden ilaç şirketlerin primleri doğrultusunda ilaç yazarsa o zaman bizler bu zihniyete sahip hekimlere dur diyebilmeliyiz. Hastanın durumu kendisine veya başkalarına zarar verebilecek düşüncelere kadar ilerlemiş ise o zaman o hasta ilaç tedavisi ile uyuşturulur ve sakinleştirilir ama hastaya ilaç verilmesi o hastanın şikayetlerini dinlemeye, sıkıntılarına çözüm yolları bulmaya engel olmamalı. İlaçlar o kişinin maddi sıkıntılarını çözmez, o kişiye iş bulmaz, o kişinin üniversite sınavlarını kazanmaz, o kişinin aile içi sorunlarını çözmez, o zaman hasta neden bir kutu hap verilerek eve gönderilir, sıkıntıları ile baş, başa bırakılır? Sayın okurlarımız aldığınız ilaçların bir çok zararı var ama bunların en tehlikesi bunların beyine yönelik, yani sizin karar verme merkezinize yönelik ilaçlar olmasıdır. Bu ilaçlar sizi bu hallere düşüren olaylara karşı duyarsız kılar, yaşadığınız sıkıntılara müdahale edemez hale düşürür. İlaçlar size üç maymunu oynatır; görmüyorum, duymuyorum rolünü oynatır ve uyandığınızda bir bakmışsınız çevrenizde her şey yıkılmış gitmiş.

Hekiminiz bir rehber, çevrenizdeki insanlar destekçiniz ve devletiniz güvenceniz ve korumanız olsun; vatandaşlarımızı girdikleri bunalımdan ancak el ele verirsek kurtarabiliriz

Size ilaç yazıp evinize gönderen psikiyatri uzmanlarına sırtınızı dönün ve size rehberlik yapabilecek hekimlere çıkın. Depresyon maddi ve manevi sıkıntıda olmak anlamına gelir ve eğer milyonlarca vatandaşımız ülkemizde depresyonda ise o zaman bizler bu Müslüman kardeşlerimizin sıkıntılarına kulak vermeliyiz. Bir Müslüman başka bir Müslümanın sıkıntılarına duyarsız kalamaz; Allahu Teala bizleri birbirimizden sorumlu kılmış. Eğer bu ülkede milyonlarca vatandaşımız depresyon içinde ise demek bizler, yani hayatını rahat yaşayanlar Müslümanlığın gereğini yerine getirmemiş. Her hangi birisinin depresyona girdiğini duyduğumuz an sanki onda bulaşıcı bir mikrop varmış gibi ondan uzak durmaya çalışıyoruz, onu toplumdan soyutlayarak onu sorunları ile kendi haline bırakıyoruz. Lütfen bunu yapmayalım, eğer çevrenizde birisi depresyona girdiyse hemen onu arayın, derdini, sıkıntısını sorun, onu bu süreçte yalnız bırakmayın. Ben ne yapabilirim ki demeyiniz; yardım etme gücünüz olmasa bile, o kişiyi arada sırada telefonda arayıp halini hatırasını sormanız o kişiyi intihar düşüncelerinden alıkoyabilir.

Depresyon ilaç ile tedavi edilebilecek bir durum değildir; sizler sıkıntılı bir duruma düşerseniz güçlü olun, pes etmeyin ve size bu hayat mücadelesinde yardım edebilecek, size yol gösterebilecek, bu sıkıntılı döneminizde sizi aydınlığa ulaştırabilecek makamlara çıkın. Hekimler yanlış adrestir, günümüzün sisteminden hekimler sizin hayat sıkıntılarınıza çözüm üretebilecek konumda değiller. Lütfen değerli zamanınızı hastane köşelerinde harcamayın ve ilaçlardan uzak durun; ilaçlar ne sizin aile içi düzeninizi onarır ne sizin maddi sıkıntılarınızı giderir, ilaçlar sizi yaşamdan tat almayan, çevresini algılamayan ve duygulardan yoksun robotlar haline getirir. Eğer siz çevrenizdeki olayları algılayamazsanız onlara müdahale edemezsiniz, müdahale edemezseniz sorunlarınızı çözemezsiniz. Sıkıntıya düşen insanlarda en kısa zamanda sıkıntılarına çözüm aramalı.

Depresyonun çözümü

Oturun ve sakin kafa ile sizi en çok mutsuz eden şeyi tespit edin ve bunu gidermek için büyüklerinize, dostlarınıza veya devlet kurumlarına başvurun; depresyonun çözümü budur!

 

BİOENERJİ ANTALYA

 

0507 818 11 11